Ama işte böyle olmaz

güven sak
4 min readMar 25, 2022

--

güven sak

Bu hafta Fransa Cumhurbaşkanı Macron Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin vaatlerini açıkladı. Macron, Fransızlara iki önemli vaatte bulundu. Öncelikle 2025'te savunma bütçesini yüzde 20 artırarak 50 milyar Euro’ya çıkaracağını açıkladı. İkinci olarak ise, Fransa’yı enerji ve gıdada kendine yeterli hale getireceğini söyledi. Yenilenebilir enerji ve yeni nükleer santrallerin artan önemini vurguladı. Doğrusu Fransız başkanlık seçimlerinin gündemi birden değişti. Neden? Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle elbette.

Benzer bir açıklamayı daha önce Olaf Scholz’un ağzından Almanya için duymuştuk. Tek fark, nükleer santral yerine doğal gaz çevrim santralından bahsedilmesiydi Almanya için. Herkes Rusya’yı bir an önce silahsızlandırmanın yolunun enerji ve gıda da Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmaktan geçtiğini idrak etmiş durumda. Rusya, her an her şeyin olabileceği bir ülke, güven olmaz.

Nitekim Rus saldırganlığı Ukrayna’da müşahhas hale gelince, Rusya’ya olan ithalat bağımlılığını azaltarak Rusya’yı silahsızlandırmak birinci öncelik haline geldi. Ruslar bir kaç kez daha “nükleer silahımız var, kafamızı bozmayın şöyle böyle yaparız” derlerse, Rusya’yı nükleer silahlardan arındırmak güvenlik konseptinin ilk sırasına yükselecek yalnızca.

Rusya Ukrayna savaşının ilk ayı artık tamamlanırken, gelin nerede olduğumuza bir bakalım.

Fırsat var ama böyle olmaz

Bu hafta Rusya-Ukrayna savaşına bir de Çin’deki Omicron varyantı salgını eklenince, savaş ile birlikte yükselen petrol fiyatları Çin’deki kapanma tedbirleri kaynaklı ekonomik yavaşlama beklentisi ile gevşedi. Dünya hala birbirine bağlı ekonomilerden oluşuyor. Küreselleşme süreci hala bildiğiniz gibi.

Bizim bölgeye doğru gelirseniz, artan hammadde ve enerji fiyatları ile Rusya’ya karşı yaptırımlar; Avrupa ekonomilerini yavaşlatabilir ama aynı zamanda artan yeşil ve dijital dönüşüm harcamalarını da unutmamak lazım sanırım. Hele bir de Almanya ve Fransa’da savunma harcamalarının artışının, büyüme süreci için olumlu etkisini de analize mutlaka eklemek lazım. Dolayısıyla Türkiye söz konusu olunca doğrudan etkiler negatif ama dolaylı etkinin ille de negatif olması gerekmiyor.

Doğrudan etki deyince, hammadde fiyatları ile gıda fiyatlarının artışı kaynaklı olarak memleketin cari işlemler açığının düşünülenden daha yüksek olmasını beklemek gerekiyor. ayrıca hem Rus ve Ukraynalı turistlerin olmadığı, Avrupalıların savaş bölgesine yaklaşmak istemeyeceği bir turizm sezonuna da hazırlıklı olmakta yarar var. Ne demek? Bu kadarı mevcut ekonomik program taklidi yapan düzenlemenin bir an önce değiştirilmesi için yeterli nedenler aslında. Ne kadar takla atarsanız atın, kur öyle beklediğiniz gibi hareketsiz kalmaz.

Bu ortamda, Türkiye’nin arsa değerinin yeniden arttığını artık bakınca görebiliyoruz; ama bu değer artışını Soğuk Savaş yıllarındaki durumla karıştırmamakta fayda var. O vakit, yalnızca arsa değerimiz artıyordu, cebimize para koyuyorlar, cari açığımızı devletten devlete kaynaklarla finanse ediyorlardı, şimdi ise arsa değerindeki artıştan faydalanarak Türkiye topraklarından daha fazla küresel değer zinciri geçirebileceğimiz bir yeni dönemdeyiz. Rusya’ya olan bağımlılığımızı azaltmak için gereken yatırımları finanse etmek, bugün düne göre çok daha kolay artık.

Ama artık böyle olmaz. 2018 yılında yapılan idari reformun en kötü tarafının bakanlıkların müsteşarlıklarını kapatmak olduğunu artık idrak etmiş olmalıyız. Müsteşarlıkları kapatmanın ülkenin politika inkübatörlerini kapatmak demek olduğunu artık anlamış olduğumuzu umuyorum doğrusu.

Politika tasarım birimlerini imha ettiğinizde, memleketi ihya etme şansınızı ortadan kaldırıyorsunuz. Ortada yapılmışı var. Sonucu gördük. İsterseniz merkez bankası başkanı, Hazine bakanı ve TÜİK başkanı görev sürelerinin 2018 “reformu” öncesi sonrasındaki görev sürelerine bir bakın. Şapkanız uçsun. Memleket her an her şeyin olabildiği bir ülke olmuş doğrusu. Şimdi hatadan bir an önce dönmek lazım. Yeşil Yeni Mutabakat sürecinin getirdiği değişim dalgası, Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte sönmeyecek daha da büyüyecek. Hazırlıklı olan bu süreçten yararlanacak, hazırlıksız olanlar naş toplayacak. İlk sanayi devrimini kaçırınca bir imparatorluk kaybetmiştik, şimdi yeşil sanayi devrimini kaçırmamanızı öneririm.

Yakında Rusya ile Ukrayna’nın Pekin’de masaya oturduğunu görebilirsiniz. Sakın şaşırmayın. Neden? Dünya ekonomisinin iki büyüme motoru var: Amerika ve Çin. Rusya fırsatı çoktan kaçırdı. Rus ekonomisini güçlendirmek için 1999 yılında ilk kez işbaşına gelen Putin başarısız oldu.

Rusya aynı İran

Ben bu aralar yeni çıkan e-bulmacaları pek seviyorum doğrusu. Wordle derken geçen gün bir de OEC Tradle olduğunu César Hidalgo’nun twiti ile gördüm.

Tradle’da karşınıza bir ülkenin ihracat sepetinin yapısı çıkıyor. Sonra ihracat örüntüsünü bir ağaç grafik olarak gördüğünüz ülkenin hangi ülke olduğunu tahmin etmeniz gerekiyor. Altı tahmin hakkınız var.

Şimdi ben karşımda ağırlıkla petrol ve petrol ürünleri ihraç eden bir ülke görünce Suudi Arabistan’dan başladım. Yüzde 69 benzerlik çıktı. BAE ve Katar deyince benzerlik oranı yüzde 70'i azıcık aştı. İran dedim, benzerlik yüzde 76'ya çıktı. Rusya’yı altıncı hakkımda doğru tahmin ettim ancak.

Rusya’nın mal bazında baktığınızda ihracat örüntüsü İran ve Suudi Arabistan’a pek benziyormuş doğrusu. Benim hatam.

İmparatorluklar çağı Birinci Dünya Savaşı ile bitti. Biz kendi imparatorluğumuzdan geriye kalanla o vakit Anadolu’da Cumhuriyeti kurarken şanslıydık. Ruslar ise “Tek ülkede sosyalizm” şiarı ile bir inovasyon yaparak, imparatorluklarını esasen korudular. Ama gereğini yapamadılar. İnovasyon bir yere kadar işte.

Putin ekonomik reformlar yoluyla, Rusya’yı ayağa kaldırıp büyütmek yerine, artan petrol fiyatlarının rehavetine kapıldı. Bir tür Dutch Disease hadisesi iile Rusya bir Körfez emirliği haline geldi. Arada Medvedev; Rusya’nın imalat sanayi ihracatının toplam ihracat içindeki payının yüzde 30'a takılmaması, Rusya’nın bir sanayi ülkesi haline gelip, teknolojik yenilikler sürecinin dışında kalmamasını sağlamaya çalıştı. Olmadı. Sonuçta milli geliri şimdilik İspanya düzeyinde bir ülke kaldı elde. Çin gitti büyüdü, Rusya ekonomisi güdük kaldı.

Rusların şimdiki hali aynen Ülkü Tamer’in dediği gibi, “Hem dersini bilmiyor/ Hem de şişman herkesten”. Üstelik bir de saldırgan…

Bu köşe yazısı 21.03.2022 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlandı.

Originally published at https://www.tepav.org.tr.

--

--

güven sak
güven sak

Written by güven sak

Notes from Turkey and its vicinity: It’s the economy, stupid

No responses yet