Olmak ya da olmamak

Güven Sak

Aklımda Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un son romanı “Empedokles’in Dostları”ndan bir cümle takılı kaldı: “Geçmişiyle boğuşmaktan usanan insanlık eğer bir gün geleceğiyle karşılaşsa, onu tanıyabilecek mi?” cümlesi. Halimiz işte tam da böyle, “tarihimizin can sıkıcı cesetlerine takılıp” sendelemekten, başımızı kaldırıp, ufka doğru bakamıyoruz. Dünün gündemini bitirip, yarına geçemiyoruz. Çocuklar nedenle memleketten gitme planları yaparak büyüyorlar. Yarınlarını göremiyorlar. Haksızlar mı? Hayır.

Bugünlerde ülkeler ikiye ayrılıyor: Karşılaştığında geleceği tanıyabilmeye hazırlıklı olanlar ve olmayanlar. Ehem ile mühimi tam da bugünlerde ayırt etmenin öneminin farkında olanlar ve olmayanlar. Farkında olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele.

Türkiye, bu ülkeler arasında hala ikinci grupta yer alıyor. Farkında olmayanlardan biri. Eğer içinizi ferahlatacaksa, Fransa’da öyle duruyor, bugün anlatacağım çerçevede. Ama işin farkında olanlar da var doğrusu. Nasıl? Bak ben size bir anlatayım.

Dijital ticaret engellerinde TapOn listesindeyiz

Virüs sonrası ekonomik toparlanma bu aralar herkesin temel derdi durumunda. Herkes hızlı bir toparlanma dönemi için atmaları gereken adımları planlıyor. Türkiye ise geniş mi geniş. Bekliyor. Herhalde virüs sonrası hala otomatik toparlanma bekliyoruz dediğim o işte. Öyle omayacak gibi duruyor.

Virüs sonrası toparlanma için yabancı yatırımların önünü açarsak, mesela, aynı 1980'lerde olduğu gibi, biz bir şey yapmadan dünya bizi kendi bildiği gibi biçimlendirsin diye bekleyeceğiz anladığım. Olabilir tabii, bu da bir yol. Ama sonradan bizim dışımızda, bize biçilen rolden şikayet etmek yok. Şimdiden onu da ifade edeyim.

Biz böyle geniş geniş beklerken, virüs sonrası ekonomik toparlanma döneminin iki ana ekseni olacak gibi duruyor. Biri dijital dönüşüm ise ikincisi de yeşil mutabakat. Her durumda, gelecek bugüne pek benzemeyecek gibi duruyor.

Yeşil mutabakatın iklim politikasından çok, yeni sanayi politikası, yeni dış politika ve yeni güvenlik politikası ile alakalı olduğunu yeterince anlattım zannediyorum. İş gücü piyasası ve eğitim politikası etkilerine de bir ara değinirim. Ama görünen o ki, iklim değişikliği politikası artık iklimden, çiçek böcekten çok, ülkelerin rekabet güçlerini tahkim etmekle alakalı.

Dijital dönüşümün önemli bir parçasını oluşturan dijital ticaretten yeterince bahsetmediğimi fark ettim geçenlerde. Dijital ticaret derken, hadiseyi elektronik ticaretten daha geniş bir çerçevede görmek gerekiyor. Nasıl?

Uluslararası ticaretten bahsederken, önce malların sınırları aştığı bir dünyadan fabrikaların sınırları aştığı bir dünyaya geçtiğimizi şimdi ise verilerin sınırları aştığı bir yeni dünyaya geçmekte olduğumuzu söylemiştim. İşte verilerin sınırları aştığı bu yeni dünya aslında dijital ticaretin başat olduğu bir dünya aynı zamanda. Dijital ticaret bölgelerinden bahsedeceğiz bundan sonra…👇

Buna göre, dijital ticaret engelleri söz konusu olduğunda TapOn (Top10)’da Avrupa’dan iki ülke var: Türkiye ve Fransa. İlk üç: Çin, Rusya ve Hindistan. Sonra Endonezya, Vietnam, Brezilya ve, yedinci sırada, Türkiye. Arjantin, sekiz. Fransa, dokuz. Tayland ise onuncu sırada. Farkındayım listede nüfusu çok kalabalık ülkeler var. Buradan nüfusu 100 milyonun altında kalanlara bakarsak, ilk üçte, Vietnam, Türkiye ve Arjantin olur. Onları Fransa ve Tayland takip eder. Peki bu neden önemli?

Dijital ticaretin dışında kalmak, bir nevi, gümrük birliğinin dışında kalmak

Avrupa Birliği (AB), 2015 yılında, Dijital Tek Pazar Stratejisini (Digital Single Market), tek pazarın (single market) yeni hali olarak lanse etmiş ve hazırlıklara başlamıştı. Buna göre, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) artık bir sektör olmaktan çıkarak, çağdaş inovatif ekonomik sistemin temel taşı oluyordu. Tek Pazar, nasıl malların, sermayenin, hizmetlerin ve çalışanların serbest dolaşımı manasına geliyorsa, şimdi artık, tüm bunların yanı sıra verilerin de serbest dolaşımını içeren bir dijital tek Pazar oluşuyor. Söylemiş olayım.

Biz daha gümrük birliğinin modernleşmesinden bahsederken, gümrük birliğinin manasını değiştiren bir değişiklik olarak Dijital Tek Pazar Stratejisi ortaya çıktı, bir nevi. Gerçi geçenlerde, Avrupa Birliği fonlarına başvurularla ilgili bir sohbetteyken, bilenlerden biri, hem dijital tek Pazar, hem de yeşil mutabakat konusunun anlaşılamadığından yakınıyordu. Türkiye’den bu konularla ilgili hiç somut proje başvurusu olmuyormuş. Bakanlıklarımızın bu tür konulara çok ilgisiz olduğundan yakınıyordu ilgililer. Öyle işte.

Artık uluslararası ticaretin artan ölçüde dijitalleştiği bir yeni çağın içindeyiz. Ticaretin görünür yüzünde, üretici ile tüketici arasında bir alım satım işlem gerçekleşiyor. Ama bu işlemler artık, ilk bakışta, görünmeyen bir dijital hizmetler ağı üzerinde gerçekleşiyor. Ödemeler sisteminden sipariş iletimine, reklamından şikayet derlenmesine ve mal teslimine bir dijital hizmetler ağı. Ticaretin belkemiği artık, bir nevi, bu dijital hizmetler ağı. Gümrük birliği demek bundan böyle, belli standartlara sahip bir dijital hizmetler ağına dahil olmak demek olacak. Gidiş sanki bu yönde.

Global Solutions initiative’in bu konudaki yeni çalışma grubu çağrısını da buraya koyalım👇

Peki, dijital ticaret engelleri listesine (DTRI) sondan baksak?

DTRI’ye sondan bakarsak, en az engeli olan ilk üçte Yeni Zelanda, İzlanda ve Norveç yer alıyor. Onları, İrlanda, Hong Kong, Panama, Kosta Rika, Peru, Singapur ve Şili izliyor. Neredeyse hepsinin nüfusu 10 milyonun pek altında bu arada. Hani bir farkında olanlar ve olmayanlar listesi yapacaksak diye söylüyorum. Listenin TapOn tarafında, ekonomisi kapalı olanlar ve serbest tarafında ise açık olanlar var, bir nevi. Türkiye’nin şimdilik çok kalabalık ve kapalı olanlar gibi yaptığını not etmiş olayım. İçinizi ferahlatacaksa, Fransa’da öyle. O da farkında değil geleceğin. Söylemiş olayım.

Veri paylaşım engelinde ilk üçteyiz

DTRI dört ayrı parçadan oluşuyor. İlk parçada, mali kısıtlamalar var. Bunlar kamu alımlarından, tarifelere, vergi ve sübvansiyonlara doğru gidiyor. Yabancılara ayrı, yerlilere bir başka davranılıyorsa engel var, yoksa yok. Vergiler az mı çok mu önemli. İkinci bölümde kuruluş engelleri yer alıyor. Yabancı yatırım kısıtlamaları, rekabet politikası ve fikri mülkiyet hakları düzenlemeleri var. Endekste kapsanan üçüncü alan ise veri paylaşım kısıtlamaları. Burada veri yönetişimi ile ilgili düzenlemeler ve yükümlülükler var esasen. Dördüncü ve son bölüm işlem engelleri. İşlem standartları, çevrimiçi satış işlemleri, miktar kısıtlamaları var. Türkiye, kimseye kuruluş engeli çıkartmıyor ama sonra herkesin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Garip.

Türkiye, dijital ticaret engelleri bahsinde, en kötü performansı, veri paylaşım kısıtlamaları açısından gösteriyor. Burada TapOn listesinin üçüncü sırasındayız. Nedir? Çin, Rusya ve Türkiye. Fransa ise dördüncü sırada yer alıyor. Dijital ticaret engelleri listesinde üçüncü sırada olan Hindistan, veri kısıtlamalarında 16.sıraya geriliyor birden. Tevekkeli değil, orada yoğun bir yazılım piyasası var, Hintliler dünyanın muhasebesini kendi ülkelerinde tutuyorlar. Malum bu işler iki taraflı işliyor. Sen serbestleştikçe karşı tarafın aynı alandaki düzenlemeleri de serbestleşiyor, iş imkanları artıyor.

İşlem kısıtlamalarında, Türkiye 8.sırada yer alıyor. Daha geçenlerde ÖİV’yi yükselttiğimiz mali kısıtlamalarda 65 ülke arasında 11.sıradayız. Kuruluş kısıtlamalarında ise, 64 ülke arasında 42.sıradayız. Bizi zaten burası kurtarıyor. Veri paylaşım kısıtlamaları ise batırıyor. Nedir? Türkiye’nin öncelikle ne yaptığının farkında olması gerekiyor. Farkında mı? Hayır.

Ben bu aralar en çok “şimdi bu veri paylaşım kısıtlaması neden var?” diye sorduğumda eğleniyorum doğrusu. Hemen diyorlar ki, “milli güvenlik nedeniyle.” Ben hemen tebessüm ediyorum. Neden?

Tecrübeli bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak biliyorum ki, bir veriyi istediğinizde size “milli güvenlik nedeniyle veremiyoruz” diyorlarsa, ya o veri hiç derlenmemiştir, ya o veriyi derleyenler çıkan sonucu beğenmemişlerdir veyahut değil veriyi derlemek daha o veri/konu hakkında kimse yeterince düşünmemiştir, ilk sizden duymuşlardır, ortada daha dişe dokunur bir fikir yoktur. Şimdi başka şey dense ayıp olur. Ne denir? “Milli güvenlik nedeniyle paylaşamıyoruz” denir. Hep öyledir.

Virüs sonrası toparlanma döneminin büyüme ve istihdam gündemi ile uyumlu olarak, KOBİ’lerimiz en geniş pazarlara rahatça ulaşabilsin, gençler çabuk iş bulsun, işler bir an önce açılsın istiyorsanız, şimdiye kadar düşünmeye yeterince fırsat bulamadığımız dijital ticaret engellerinin farkında olmak önem taşıyor. Gelecek, dijital ticaret bölgeleri ile geliyor. Sen pazarı açıyorsun, onların pazarından yararlanıyorsun.

Görünen o ki, dijital hizmetler vergisi konusunda, Amerikan Hazine Bakanı Yellen’in son açıklamalarıyla gündeme gelen tavır değişikliği neticesinde, iki ayrı dijital ticaret bölgesi şekilleniyor. Öyle ya, Yellen bu tür bir küresel verginin olması gerektiği konusunsa ilk kez yeşil ışık yaktı Atlantik’in öte yakasından. İsterseniz bakın👇

Bir yanda, verilerin özel mülkiyete tabi olduğu bir ticaret bölgesi, diğer yanda ise, verilerin kamu mülkiyetinde olduğu bir ticaret bölgesi. Bizim nerede olmamız gerektiğine ilişkin ben bir tereddüt duymuyorum. Ya siz? Yoksa memlekette “biz o verileri kamu mülkiyetinde tutup, yerli ve milli yeşil sanayi stratejisine temel yapıyoruz” diye güçlü bir sanayi politikası çerçevesi açıklandı da ben mi kaçırdım? Hadi canım sizde.

En büyük pazarımız olan AB pazarında şekillenecek, Dijital Tek Pazar’ın farkında olmamanın bedeli de yüksek. “Dijital Tek Pazar”, Gümrük Birliği’nin yerini alırken, biraz daha dikkat lütfen. Şimdi bana ama Fransa’da farkında değil demeyin ayrıca, onlar nasıl olsa bir yolunu bulur. Kayıran Allah, bizi kayırsın…

Bugün, Anadolu’nun, dünyanın farkında olması için çıkmaya başlayan Dünya gazetesinin 41. Kuruluş yıldönümü. Doğrusu ya, tam 41 yıldır aynı hedef doğrultusunda, memleketin her tarafında, gelecekle karşılaştığımızda, tanımama ihtimalini bertaraf etmeye çalışmak pek kıymetli bir faaliyet. Kutlu olsun.

Bu köşe yazısı 02.03.2021 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlandı.

Originally published at https://www.tepav.org.tr.

Notes from Turkey and its vicinity: It’s the economy, stupid

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store